meyveciyiz.sitemynet.com
f_apr_b.jpg

*Anasayfam
*ziyaretçi def.
*Haberler
*Yetiştiricilik
*Sert Çek. Mey.
*Sert Kab. Mey.
*Üzümsü Mey.
*Besin Değ.
*Mey.li Tarifler
*Linkler

*Yetiştiricilik


Meyvecilik
Bodur Meyve Yetiştiriciliği








Meyve yetiştiriciliğinde birim alandan elde edilecek verimin artırılması, ağaçları küçülterek birim alana daha fazla sayıda ağaç dikilmesi yoluyla sağlanır. Ağaçları küçültmede en etkili vasıta da bodurlaştırıcı anaç kullanmaktır. Bodurlaştırıcı anaçlar sadece birim alandan elde edilecek verimi artırmakla kalmazlar. Aynı zamanda verime yatma yaşını öne alırlar (Şekil 1), kaliteyi artırırlar, bütün kültürel (Budama, ilaçlama, hasat gibi) uygulamaları kolaylaştırırlar, maliyeti düşürürler ve kısaca meye yetiştiriciliğini modernleştirirler.

MODERN MEYVECİLİĞİN GEREKLERİ

1. Her Yıl ve Düzenli Ürün
Meyve ağaçları tam verim çağına gelinceye kadar her yıl gittikçe artan bir şekilde ürün verir ve bu yaştan sonra da ekonomik ömrü süresince düzenli olarak ürün vermeye devam eder. Ancak az da olsa bazı çeşitler bir yıl meyve verir, ertesi yıl az meyve verir veya hiç meyve vermez. Bu duruma periyodizite diyoruz. Bu özelliği gösteren çeşitlerden sakınmak gerekir. Bodur anaçlar üzerine aşılanan çeşitler erken verime yatarak, her yıl düzenli ürün verirler.
2. Yatırımın İlk Yıllarda Geriye Dönüşü
Erken yaşlarda verime yatma ve birim alana daha çok ağacın kullanılması, bodurlaştırıcı anaçların özelliğidir. Çok bodur bir anaç olan M 9 üzerine aşılı elmalar, dikimin hemen ertesi yıl çiçek açar ve meyve verirler. Yarı bodur bir anaç olan MM 106 üzerine aşılı kuvvetli gelişen çeşitler üçüncü yılda, zayıf gelişen çeşitler ikinci yılda meyve verirler. Halbuki geleneksel olarak kullanılan çöğür (Yabani) üzerine aşılı olan çeşitler, dikimi izleyen beşinci veya altıncı yılda verime geçerler.
Şunu önemle belirtmek gerekir ki; M9 anacına aşılı çeşitler tam ve ekonomik verime 3. ve 4. yaşında geldiği halde; çok kuvvetli gelişen anaçlar üzerine aşılı aynı çeşitler 12-15. yılda gelirler. Bu nedenle, yatırımın erken yıllarda geriye dönüşünün sağlanması bodur anaç kullanmakla mümkün olur (Şekil 2).
Armut çeşitleri için kullanılan ve bodurlaştırıcı bir anaç olan ayva kökenli EM Quince A üzerine aşılı çeşitleri, dikimin üçüncü-dördüncü yılında verime yatarak erken yaşlarda karlılık getirir. Şeftali, erik, kiraz ve kaysılarda kullanılan bodurlaştırıcı anaçlar, elma ve armuttaki kadar olmasa da, geleneksel çöğür anaçlarına göre, çok daha erken verime yatarak, karlılık sağlarlar. Özellikle, son yıllarda değişik ülkelerde kullanılmaya başlanan ve yarı-bodur, bodur olarak bilinen kiraz anaçlarından Gisel A 5 ve Gisel A 6nın da erken verime yattığı ve birim alana daha fazla ağaç (70- 80 ağaç/dekar) dikimine müsaade ettiği bildirilmektedir.
Her ne kadar bodurlaştırıcı anaçlarla dekara daha çok sayıda ağaç kullanılması nedeniyle, başlangıç masrafı biraz fazla ise de, dikimi izleyen hemen ertesi yıl verimin alınmaya başlamasıyla, yapılan bu masrafın, diğer kuvvetli gelişen anaçlara göre çok daha kısa zamanda geriye dönüşünü sağlamak mümkün olmaktadır.
3. Üretim Maliyetinde Azalma ve İşgücünde Azalma
Bodur ağaçların ilaçlanmaları, tartışmasız olarak, kuvvetli gelişenlere göre daha kolay ve ekonomiktir. Çünkü büyük ağaçların ilaçlanmaları daha çok dikkat, daha uzun zaman ve daha güçlü makinaların kullanımını gerektirirler.
Bodur ağaçlarda kimyasal yolla ve elle seyreltme ile budama da, aynı ilaçlamada görüldüğü gibi kolay ve daha ekonomik olmaktadır. Her türlü kültürel uygulamadaki gerekli işgücü miktarı önemli ölçüde azalmaktadır. Örneğin budama için dekara gerekli işgücü M 9da 2 saat, kuvvetli gelişen anaçlarında ise 8 saate çıkmaktadır.
Bodur ağaçlarda tartışılmayan diğer bir üstünlük de, meyve hasadının daha kolay ve ucuz olması ile hasat esnasında ağaçlarda mekanik zararlanma ihtimalinin az olması ve merdiven kullanmaya gerek kalmamasıdır (Şekil 3). Bodur ağaçlardaki meyveleri çocuklar ve bayanlar yerden, merdiven kullanmaksızın kolayca ve çok kısa zamanda toplayabilirler.
Yalova-Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde sonuçlandırılan bir çalışmada, kuvvetli anaç üzerindeki 1 kg elmanın maliyetinin, bodur anaç üzerindekinin en az 2, 2.5 katı olduğu tespit edilmiştir.
4. Değişen Şartlar ve Pazar İsteklerine Kolay Uyabilme
Yaşlı ve büyük ağaçların bahçede tutulması karlı olmayıp, bunların sökülmeleri de çok zor ve pahalıdır. Yetiştiricilerdeki genel kanaat, kuvvetli gelişen ağaçların 6-10 yaşında verime yattıkları ve 15-20 yıl tam verimde kalarak, 25-30 yılda ekonomik ömürlerini tamamladıkları şeklindedir. Yani böyle ağaçlar ekonomik ömürlerini 25-30 yılda tamamladıklarından, bunların yerine yeni ağaçların dikilmesi 25-30 yıl alır.
Bodur ağaçlar ise, dikimden sonra hemen verime yatıp, ilk yıllarda kara geçtiklerinden ve küçük ağaçlar yaptıklarından sökülmeleri kolay olup, yeniden dikilenler daha kısa zamanda verime yatarlar. İşte bodur ağaçların bu özelliği nedeniyle, pazar istekleri azalarak cazibesini kaybeden bir çeşit, daha cazip olan bir çeşitle kısa sürede değiştirilebilir.
5. Yüksek Meyve Verimi ve Meyve Kalitesi
Bodur ağaçlarla kurulu meyve bahçelerinde ilk birkaç yıl içerisindeki verimin, kuvvetli ağaçlardan kurulu bahçelere göre çok fazla olduğu tartışma kabul etmez.
Bu konuda elmalar üzerinde Yalovada yapılan çalışmalar sonucunda, tam bodur M 9 anacı üzerine aşılı Starking Delicious ve Golden Delicious çeşitleri dekara 143 ağaç dikilmiş ve 8 yıllık toplam dekara verim olarak Starking Deliciousdan 30.556 Kg, Golden Deliciousdan 20.040 kg, buna mukabil aynı yaşta tohum anacı(çöğür) üzerine aşılı aynı çeşitlerden sırasıyla 6.472 ve 7.784 kg verim alınmıştır. Bir başka ifade ile bodur ağaçlarla kurulmuş bir elma bahçesinden, kuvvetli gelişen ağaçlardan kurulmuş geleneksel elma bahçelerine göre, ilk 8 yılda Starking Delicious için yaklaşık 5 kat ve Golden Delicious için 2.5 kat verim almak mümkün olmuştur.
Çok bodur ağaçlarla kurulmuş aynı bahçede ilaçlama, budama, meyve seyreltmesi, sulama ve hasat gibi kültürel uygulamalar da daha kolay, ucuz ve etkili olduğundan, 1 kg elmanın maliyeti de düşük olmuştur. Sonuç olarak, ilk 8 yıllık verilere göre, sık dikilmiş bodur elma bahçeleri, seyrek aralıklarla dikilen geleneksel bahçelere göre Starking Delicious için 11.5 kat, Golden Delicious için 3.5 kat daha ekonomik olmaktadır. Golden Delicious elma çeşidinde periyodisite eğiliminin mevcut olması nedeniyle, Starking Deliciousa göre daha az karlı olmuştur.
Bodur anaçlar üzerine aşılı ağaçlar, alçak boylu ve açık gelişen ağaçlar olduklarından, gölgelenme ortadan kalktığı için, iyi bir güneşlenme ve havalanma ile yeknesak ve çok iyi renkli meyveler meydana getirirler. Böylece pazarlanabilir I. sınıf meyve oranı da %85-95 arasındadır. Oysa geleneksel, kuvvetli gelişen ağaçlarda bu oran %50-60 arasındadır.

BODUR MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİNİN PRATİK ESASLARI

Bodur ağaçları standartlarından ayıran özellik, sadece daha küçük olmaları değildir. Ağacın şekli ve yayılması, meyveye yatma yaşı, çiçeklenme ve hasat zamanı, sürgün çapı, ağacın ömrü, meyve verme tabiatı, yaprak/meyve oranı ve bitkinin besin maddeleri isteği yönünden bodur ağaçlar standartlarından farklıdırlar.
Ağaçlardan bol meyve almak, bizzat bodurlaştırma yöntemidir. Genç ağaçlarda gelişmenin fazla oluşu meyvesiz oluşlarındandır. Verim çağına geldikçe verim arttığı için, yani depo maddelerinin bir kısmı meyveye gittiğinden, gelişmeleri azalır. Bu bakımdan erken yaşta meyve veren ağaç, geç yaşta meyve verene göre daha bodur olur. Örneğin, türlerden şeftali ve elmalardan M 9 anacında olduğu gibi.
Bir yaşlı fidanın dikim esnasında 70-80 cmden tepesi vurularak uygulanan alçaktan taçlandırma yöntemi de, erken meyveye yatma ve bodurlaştırma etkisi yapar.
Genç ağaçlarda budamanın hafif şiddette yapılması da erken çiçek ve meyve oluşumuna neden olarak, bodurluk sağlar. Kuvvetli gelişme gösteren bir sürgünde yapılacak uç alma, yan gözleri teşvik ederek, daha yaygın ve bodur gelişmeye neden olur.
Kök budaması yoluyla da bodurluk elde edilebilir. Kökler su ve suda erimiş besin maddelerinin ağacın üst kısımlarına taşınması sağladığından; bunların gelişmelerinin sınırlı tutulmaları, vegetatif gelişmeyi azaltmak suretiyle meyve gözü teşekkülü teşvik edilmiş olur. Sürüm esnasında pullukla veya doğrudan yapılan kesim yoluyla köklerde meydana getirilen zararlanma ile bu sağlanır. Bunun adı kök budaması olup, en iyi yapılma zamanı da sonbaharda ağaçların pişkinleştiği dönemdir.
Bilezik alma, boğma ve çentik açma gibi uygulamalar da meyve gözü oluşumunu teşvik ederek, bodurluk sağlar. Meyve türlerindeki çiçek gözleri bir yıl önceki geç ilkbahar veya erken yaz döneminde oluşmaya başladığından, bu işlemlerin en iyi zamanı da bu dönemdir.
Ağaç dallarını aşağıya eğerek bağlama veya dik gelişme yerine geniş açılı dallar elde etmek de meyve gözü oluşumunu teşvik ederek bodurluk sağlar. Fakat, bu uygulamayı spur tipi (yarı bodur) çeşitlerde yapmamak gerekir.
Yukarıda sayılan bodurlaştırma amacıyla uygulanan yöntemlerden en etkili ve sağlıklı olanı şüphesiz ki; genetik bodur anaç kullanmaktır. Genetik bodur anaçların kullanılması ile modern meyvecilik gereklerinin hemen hemen hepsinin yerine getirilmesi mümkün olmaktadır.

MEYVECİLİKTE BODURLAŞTIRICI ANAÇLAR

Bodur bitkiler yüzyıllardan beri bilinmektedir. Ancak, daha çok süs bitkisi olarak ilgi çeken bodur bitkilerden meyvecilik açısından ilk kayıtlar M.S. 1700’lerde bodur kayısılar hakkında elde edilmiştir.
Avrupa kıtasında, ılıman iklim meyve türlerinde bodurluk daha büyük önem kazanmış ve bodur anaç kullanılarak meyve yetiştiriciliği yapılmıştır. Bodur anaç kullanılması her ne kadar oldukça eski tarihlere dayanıyorsa da, modern meyvecilik açısından ilk bodur anaçlar 19. Yüzyılın başlarında kullanılmaya ve 1960lı yıllarda da ticari olarak kullanılmaya başlamıştır.
Bodurlaştırıcı olan ve klonal olarak üretilebilen anaçlar konusunda üzerinde en çok çalışılan meyve türü elma olup, bunu armut takip etmektedir. Ancak, son yıllarda erik ve kirazda da giderek yaygınlaşan bodur anaç kullanımı hızla artmaktadır.
Ülkemizde de 1980li yıllardan beri özellikle elma ve armut yetiştiriciliğinde kullanılan bodur anaçlara esas ilgi 1990lı yıllarda artmış ve bu ilgi ve talep gittikçe artmaktadır.
Meyvecilikte En Çok Kullanılan Bodur,
Yarı-Bodur Anaçlar
1. Elma anaçları
Bugüne kadar yapılan çalışmalarda elde edilen elma klon anaçları çok bodurdan çok kuvvetliye kadar değişen bir seri oluştururlar ve aşağıdaki gibi sınıflandırırlar.

Çok bodur (M 9, M 27)
Bodur (M 26)
Yarı bodur (M 7, Mm 106)
Kuvvetli (M 2, MM 111)
Çok kuvvetli (M 25, geleneksel tohum anaçları)
Ancak, burada en çok kullanılanlar özetlenecektir.
M 9: Çok bodur ve bodur sınıfa giren elma klon anaçlarından dünyada en çok kullanılanı M 9 anacıdır. Sürgünleri kalınca olup, düzgün gövde yaparlar. Yaprakları geniş ve uzunca şekillidir. Kaliteli kök yaparlar ancak, kökleri biraz gevrek olup kolayca kırılır. Çok bodur ağaçlar meydana getirirler. Verimli topraklarda daha iyi gelişirler, dikimden itibaren desteğe ihtiyaç gösterirler. Dikimin hemen ertesi yılı meyve vermeye başlar ve en iyi koşullarda bile boyu hiçbir zaman 2.50-2.70 myi geçmez. Ağaçlara ince iğ şekli terbiye sistemi budaması tavsiye edilir.
M 9 boğaz çürüklüğüne dayanıklı fakat, ateş yanıklığı ve pamuklu bite hassastır. Fidanlıklarda değiştirilmiş hendek daldırması ile çoğaltılırlar. Bu anaç, özellikle sulamanın sorun olmayacağı bölgelere tavsiye edilmektedir. Verilecek dikim aralıkları da toprak verimliliğine göre 1.5 m x 3.5 m veya 2.0 m x 3.5 m olmalıdır. M 9 üzerine kesinlikle Starkrimson Delicious ve Starkspur Golden Delicious gibi spur tipi (yarı bodur) gelişen çeşitler aşılanmamalıdır.
MM 106: Yarı bodur bir anaç olup, pamuklu bite dayanıklı, ancak kök boğazı çürüklüğüne hassastır. Dikilecek toprakların çok iyi drene edilmesi gerekmektedir. Çok iyi kök sistemi oluşturur ve ağaçları kazıkla desteklemeye gerek göstermezler. Yarı bodur gelişen ağaçlar oluşturur, dikimi izleyen 2-3üncü yıllarda önemli ölçüde meyveye yatar.
Hem yarı bodur (spur tipi) ve hem de kuvvetli gelişen çeşitler için uygun bir anaçtır. Üzerine yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında, ağaçlar hemen hemen M 9 üzerine aşılı kuvvetli gelişen çeşitler gibi küçük kalır. Bu bakımdan, verilecek dikim aralıkları, üzerine aşılanan çeşide göre değişir. Kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında, toprağın kuvvetine göre 5 m x 3 m veya 5 m x 2.5 m; yarı bodur gelişen çeşitler aşılandığında, 4.0 m x 2.5 m veya 4 m x 2.0 m dikim aralıkları verilmesi uygundur. Üzerine kuvvetli gelişen çeşitler aşılandığında değişik doruk dallı, yarı bodur çeşitler aşılanınca çam şekli (bir lider ve çok sayıda yan dallı) terbiye sistemi tavsiye edilir.
MM 111: Kuvvetli ve dik gelişir. Köklenmesi çok iyi ve kalitelidir. MM 111 üzerine aşılı çeşitler yarı kuvvetli ağaçlar meydana getirirler ve kuvvetli büyüyen tohum anaçlarının %75-80i kadar gelişirler. Dikim aralıkları, kuvvetli gelişen çeşitler için 6 m x 3.5 m, spur çeşitler için 5 m x 3 m olarak tavsiye edilmektedir.
MM 111 üzerine aşılı çeşitler değişik toprak şartlarına iyi adapte olan, sağlıklı, toprağa iyi tutunan ve kazıkla destek gerektirmeyen ağaçlar meydana getirirler.
2. Armut anaçları
Armudun kendi türü içerisinde bodur anacı geliştirilmişse de (OH x F51, OH x F 69 gibi), genel olarak ayva kökenli klon anaçları bodurlaştırıcı anaç olarak kullanılmaktadır.
M Quince A: Üzerine aşılı armut çeşitlerini bodurlaştırıcı etkiye sahiptir. Yabani armut anacı üzerine aşılanmış aynı çeşitlerin %30-60ı kadar büyür ve ortalama bir yıl daha önce verime yatar.
Araziyi ekonomik olarak kullanmak için, sık dikilmeleri tavsiye edilir. Her ağaca bir herek verildiği zaman, 4.5 m x 3 m, tele alındığında 3 m x 2.5 m aralıklarla dikilirler. Ancak bazı armut çeşitleri ile aşı uyuşmazlığı gösterdiği için, ara anaç kullanılmasını gerektirmektedir.
M Quince C: Armut çeşitleri için kullanılan ve çok bodur olan klonal ayva anacıdır. Quince Anın % 50si kadar gelişir. Birim alanda oldukça yüksek verim ve erkencilik sağlar.
Ayrıca M Quince B, BA 29, Sydo, Adams gibi diğer ayva klon anaçları var ise de, bunlardan BA 29 dışındakiler kullanılmamaktadır.
3. Kiraz Vişne anaçları
Dünyada son yıllara kadar kullanılan Yabani Kuş Kirazı ve İdris tohum anaçları, yerlerini yavaş yavaş bodur, yarı-bodur gelişen klon anaçlarına bırakmaktadır. Özellikle batı Avrupa ülkelerinde bu bodur klon anaçları hızla yaygınlaşmaktadır. Aşağıda kısa özellikleri açıklanan ve bodur oldukları bildirilen Kiraz-Vişne klon anaçlarından en yaygın olarak kullanılanları ülkemize de getirtilerek Yalova- Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü koordinatörlüğünde 6 ayrı ekolojik bölgede denemeleri kurulmuş olup, şu ana kadar yapılan gözlem ve saptamalara göre Gisel A 5 en ümitvar olarak görülmektedir.
Mahalep SL 64: Mahalep'ten seleksiyon yoluyla elde edilmiş olup, hem yeşil ve hem de odun çelikleriyle kolaylıkla çoğaltılabilir. Bütün kiraz çeşitleriyle iyi aşı uyuşması gösterir. Erken meyveye yatar. Orta büyüklükte ağaçlar yapar. Özellikle kumlu, çakıllı pHsı yüksek topraklara tavsiye edilir.
Gisel A5: Almanyada Giessen Üniversitesi tarafından geliştirilen Gisel A serisinden bir klon anacı olup, Prunus cerasus x Prunus canescens melezidir. Yabani tohum anaçlarına göre % 50-60 oranında bodurluk sağlar. Erken meyveye yatar (Şekil 4). Özellikle ağır, killi topraklarda iyi sonuç verir. Doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır.
Gisel A 6 aynı seriden elde edilmiş olup, geççi ve kendine verimli olan çeşitler için daha çok önerilmektedir.

Ma x Ma 14: Mahalepten seleksiyon yoluyla elde edilmiş, yarı bodur bir anaç olup, Fransada daha çok kullanılmaktadır. Kireçten kaynaklanan kloroza dayanıklı olduğu bildirilmektedir. Erken meyveye yatar. Bakteriyel kansere de tolerant olduğu bilinmektedir. Doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır.
Weiroot 158: Almanyada vişnelerden seleksiyon yolu ile elde edilmiş bodur bir klon anacıdır. Bazı kiraz çeşitleriyle aşı uyuşmazlığı göstermektedir. Yeşil çelikle kolaylıkla çoğaltılabilmektedir. Erken meyveye yatar.
Tabel (Edabriz): İranda vişnelerden seleksiyon yoluyla elde edilmiş ve Fransada geliştirilmiştir. Yeşil çelikle çoğaltılabilir. Ancak, daha çok doku kültürleri yoluyla çoğaltılmaktadır. Bütün kiraz çeşitleriyle iyi aşı uyuşması göstermektedir. Yarı bodur bir anaçtır. Killi-tınlı toprakları tercih eder. Kurak ve PHsı yüksek topraklarda iyi sonuç vermez.
Mazzard F 12/1: Kuş kirazından seleksiyon yolu ile elde edilmiş, kuvvetli gelişen bir klon anacıdır. Bütün kiraz-vişne çeşitleri ile çok iyi aşı uyuşması gösterir. Bakteriyel kansere dayanıklıdır. Yeşil çelikle çoğaltılabilmektedir.
4. Erik anaçları
Günümüzde erik çeşitlerine anaç olarak erik, şeftali, kayısı ve badem türleri kullanılmaktadır. Bunlardan ülkemizde en çok kullanılanı yabani erik tohumlarıdır. Başlıca bodurlaştırıcı bazı erik anaçları ve kısa özellikleri aşağıda açıklanmıştır.
Myrobalan anaçları: Farklı erik türleri için kullanılan anaçlardır. En önemli özellikleri olumsuz toprak şartlarına iyi uyum göstermeleri ve taban suyu yüksekliğine dayanıklı olmalarıdır. Ülkemizde can erikleri olarak tanınan bu eriklerin en önemli klonları; Myrobalan B, Myrobalan GF 31 ve Myrobalan 29 Cdir. Orta büyüklükte ağaçlar yapar.
Marianna anaçları: Melez olan ve ota büyüklükte ağaçlar yapan bu anaçlar, çelikle çoğaltılmakta ve ağır ve çok rutubetli topraklar için önerilmektedir. Marianna 2624, Marianna Gf 8-1 ve Marianna 4001 en yaygın kullanılan anaçlardır. Hem Avrupa ve hem de Japon grubu erik çeşitleriyle iyi uyuşma göstermektedir.
Pixy: İngiltere'de seleksiyon yolu ile elde edilmiş yarı-bodur bir klon anacıdır. Çelikle çoğaltılmaktadır. Erken meyveye yatar ve iri meyve oluşumunu sağlamaktadır. Ancak, verim yönünden çok iyi sonuç vermemektedir.
Bu anaçların dışında Commun Mussel, St. Julien A, St. Julien 655/2, Brompton ve Damas son yıllarda ümitvar görülen anaçlardır.
5. Şeftali anaçları
Şeftalilerde de klon anaçlarının kullanımı son yıllarda giderek artmaktadır. GF 677, GF 657 gibi şeftali x badem melezi klon anaçları olup, özellikle kireçli topraklarda önerilmektedir. Kuvvetli gelişen bu anaçlar, şeftali dışında erik ve badem anacı olarak da kullanılmaktadır.
Citation: Şeftali x erik melezi olan bu anaç orta kuvvette gelişir, ağır topraklara iyi uyum göstermektedir. Erken meyveye yatar.
6. Kayısı anaçları
Kayısı çeşitleri için en iyi anaç yabani kayısı (zerdali) tohumlarıdır. Ancak, Prunus besseyi üzerine aşılı kayısı çeşitlerinin yarı-bodur, sarkık ve sağlıklı gelişen ağaçlar meydana getirdikleri bilinmektedir.
Meyvecilikte Kullanılan Klon Anaçlarını Çoğaltılması
Sert çekirdekli meyveler için kullanılan klon anaçları genellikle çelikle ve bazıları da doku kültürleri yolu ile çoğaltılmaktadır. Oysa yumuşak çekirdekli meyvelerin klon anaçları ise başarılı bir şekilde arazide “değiştirilmiş tepe daldırması” yöntemiyle çoğaltılmaktadır (Şekil 5):
- 80-100 cm boyundaki bir yaşlı köklü damızlık bitkileri, ekolojik bölgelere göre, Aralık-Mart aylarında sıra arası 1.5 m ve sıra üzeri 25 cm aralıklarla, toprakla 450lik açı yapacak şekilde dikilir. Dikim esnasında 20 cmlik tepe kısımları kesilir (Şekil 5 A).
- Haziran sonu ve Temmuz ayı başlarında bitkiler tamamen toprağa yatırılır (Şekil 5 B).
- Ertesi yıl Şubat-Mart aylarında budama zamanı toprak üstündeki sürgünlerin tamamı kesilir (Şekil 5 C).
- Mayıs ayı sonlarına doğru 15 20 cm uzunluğa erişince sürgünlerin dibine topraktan 2 cm yüksekliğe kadar PHsı 4.5-5 olan torf ve 2 cm kumlu toprak serilir. Bundan sonra haftada bir ve her defasında 5 cm kumlu toprak serilerek 10-15 cm yükseklikteki köklenme ortamı görevi yapacak kümbet oluşturulur (Şekil 5 D).
- Ekolojik bölgelere göre Aralık Mart aylarında, ana damızlık bitkilerden köklenmiş sürgünlerin kesimi başlar. Bunun için, kümbet toprağı önce elle açılarak köklenmiş sürgünler budama makası yardımıyla ana bitkiden ayrılır (Şekil 5 F).
- Haziran ayında itibaren aynı yol izlenerek, aynı yerde ve aynı anaçlardan 12 15 yıl süreyle üretim gerçekleştirilebilir.


BODURLAŞTIRICI ANAÇLAR ÜZERİNE AŞILI ÇEŞİTLERLE BAHÇELERİN KURULMASI

Meyvecilikte kullanılan bodur ve yarı bodur anaçları sayesinde birim alana daha fazla ağaç dikilerek sık dikim yapma imkanı sağlanmış olur.
Türlere ve kullanılan anaçlara göre dekara dikilebilen ağaç sayıları da değişmektedir. Değişik toprak koşullarına göre bodur ve yarı bodur anaçlar üzerine aşılı çeşitlerden ekonomik ve optimum bir verim elde etmek için dekara dikilecek ağaç sayıları Çizelge 1de verilmiştir.
Çizelge 1. Dekara dikilebilecek ağaç sayıları
Meyve türü Bodur anaç Yarı bodur anaç
Elma 140-200 75-125
Armut 114-140 75-85
Ayva 114-140 75-85
Erik 65-85 50-65
Şeftali 65-85 50-65
Kiraz 60-75 40-50
Vişne 60-75 40-50

Yukarıdaki çizelgede gösterilen ağaç sayıları üzerine anaçlardan başka, toprağın verimliliği, çeşidin kuvveti ve verimliliği, iklim, budama ve terbiye şekli ile ağacın alacağı son büyüklük durumu rol oynar.

SIK DİKİM BAHÇELERİNDE UYGULANAN TERBİYE ŞEKİLLERİ

M9 anacı üzerine aşılanmış ağaçlar dışında, diğer tür, çeşit ve anaç kombinasyonlarından oluşan ağaçlarda genellikle değişik doruk dallı (Modifiye Lider) veya çam şekli budama ve terbiye sistemleri önerilmektedir. Söz konusu terbiye şekilleri Budama dersinde etraflıca açıklanmıştır.
Burada bodur M 9 anacı üzerine aşılı elma çeşitleri için sık dikim bahçeleri için önerilen İnce İğ Şekli budama ve terbiye sistemi açıklanacaktır.
M 9 anacı üzerine aşılı ve kuvvetli gelişen tüm elma çeşitleri için sık dikim bahçeleri kurulacağı zaman, hemen düşünülmesi gereken terbiye şekli ince iğ (slender spindle)dir. Aşağıda, ağaçlara bu terbiye şeklinin nasıl verileceği açıklanmıştır.
Bir Yaşlı Fidanların Dikim Mevsimindeki Budanmaları
İyi şekillenmiş bir ince iğ elde etmek için, dallanmış, bir yaşlı fidanlar en iyi dikim materyalidir (Şekil 6). Bu sistemde bir yaşlı dallanmamış fidanlar da kullanılır. İster dallanmış, ister dallanmamış olsun bir yaşlı fidanların tepelerinin, fidanın büyüklüğüne, toprağın verimliliğine ve verilecek dikim sıklığına göre, topraktan itibaren 75 85 cm yükseklikten kesilmeleri gerekir (Şekil 7)
Birinci Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama
Ağaç dengeli bir gelişme gösterirse, yok denecek kadar az budama yapılır veya hiç yapılmaz. Eğer ağaç 2.5 m’yi geçmişse, genellikle liderin uzantı dalının çıkarılması yeterlidir. Bunun anlamı, liderde uç kesimi yapılmayıp, liderden yeni çıkan sürgünlerden, aşağıdan itibaren birincisi üzerinden kesim yapmak demektir (Şekil 8).
İlk gelişme mevsimi sonunda, ana gövde üzerinde bulunan ve topraktan itibaren 40 cm;ye kadar olan dallar çıkartılır. Yan dallar ilk gelişme mevsiminin sonunda, iple aşağı doğru geniş açı yapacak şekilde bağlanmak veya ağırlık asmak suretiyle eğilirler. Ancak eğilemeyecek kadar çok dik gidenler, budama zamanında tamamen dipten çıkartılır. Yan dallarda hiçbir şekilde uç kesimi yapılmaz.

İkinci Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama
Ortadaki lider dal üzerinde yapılacak işlem, bundan önceki mevsimde olduğu gibidir. Lider dalın uzantısı zig-zag gelişmeye imkan verecek şekilde, bununla rekabet edebilecek olan dalla değiştirilir.
Yan dallarda uç alma ve dipten çıkarma yine kesinlikle yapılmaz. Ancak çok dik dal varsa dipten çıkarılmalıdır. Bu devrede, eğer varsa bir önceki mevsimde yapılmış olan hata giderilmeye çalışılır. Örneğin bir önceki mevsimde eğer çok kuvvetli gelişen bir dal ağaç üzerinde muhafaza edilmiş ise, bu dal ağaç için büyük bir ağırlık getireceğinden, ağaçtaki dengenin sağlanması için bunun çıkartılması gerekebilir (Şekil 9).
Üçüncü Gelişme Mevsimi Sonunda Yapılacak Budama
Bu mevsimde de, aynı bir önceki mevsimde olduğu gibi, zig-zag gelişmeyi sağlamak için lider dalın uzantısı değiştirilir. Eğer gelişme kuvvetli ise, liderin iki yaşlı kısmında uç kesimi yapılabilir. Gelişme zayıf ise, bu uç almayı yıllık sürgünde yapmak yeterli olur (Şekil 10).
Yan dallarda uç kesiminden kaçınmak gereklidir. Eğilebilecek derecede ve yatay durumdaki dallar kesinlikle çıkarılmayıp aşağıya doğru eğilmelidir. Daha önceki yıllarda lider dalda yapılmış olan sert kesim sonucunda, çatı üzerinde oluşan çok kalabalık ve ağaç için taşınmayacak kadar ağırlık yapan dallarda, uç kesimi yapılmaksızın dipten çıkarma yapılmalıdır (Şekil 10).
Daha kaliteli meyve almak için aşağı doğru ve toprağa değecek şekilde yaklaşmış meyve dalcıkları kısaltılmalıdır (Şekil 11).
Dördüncü ve Daha Sonraki Mevsimlerin Sonunda Yapılacak Budama
Beş ve daha yaşlı ağaçların tepeleri gerekli olduğunda kısaltılmalıdır. Eğer ağaç yüksekliği kabul edilebilir yükseklik olan 2.5 myi geçmiş ise, her budama mevsiminde bir ve daha yaşlı dallarda kısaltma tipi budama yapılabilir (Şekil 12).
Özellikle ağacın tepesinde oluşan kalabalık ve kuvvetli gelişen dallarda dipten çıkarma yapılmalıdır.
Dördüncü ve daha sonraki gelişme mevsimlerinde ağacın çatı dalları üzerindeki ikinci derecedeki dallarda hem kısaltma tipi ve hem de seyreltme (dipten çıkarma) tipi budama yapılır.
Şekil 13de bahçe kuruluşundan itibaren özen gösterilmiş ve bunun sonucunda da ideal şekli almış dokuz yaşlı bir Golden Delicious ağacının budamadan önce ve sonraki durumu görülmektedir.

ÇOK BODUR GELİŞEN AĞAÇLARIN DESTEĞE ALINMALARI

Diğer meyve türlerinde bodur ve yarı bodur anaçlar kullanıldığında, ağaçlar ilk 1-2 yıl herekle desteklenmeye ihtiyaç göstermektedir. Oysa, M 9 anacı üzerine aşılı çeşitlerle elma bahçeleri kurulacağı zaman, her ağacı dikimden itibaren olmak üzere ve ömrü boyunca bir herek ile desteklemek gerekmektedir. Bu herek, 2.60 m boyunda olup; 50 cmlık kısmı toprağın altında kalacak şekilde ve hakim rüzgar yönünde çakılır. Herek 3-5 cm çapında olmalı ve toprağın altında kalan kısmı ziftlenmelidir. Ağaçlar, dikimden itibaren hereğe ip veya başka bir malzeme ile bağlanmalıdır. Herek ile ağaç arasında 10-15 cm uzaklık bulunmalıdır.


cherry_blossom_10_mile_4-4-2004_032.jpg

Meyvecilik
Meyveciliğin Ülkemizdeki Durumu ve Önemi





Meyveler sağladıkları kalori, vitamin, madensel maddeler ve güzel görünümleri sayesinde iştah üzerine yaptıkları etkiler bakımından beslenmemizde çok önemli bir yer tutmaktadır.
Ayrıca meyve suyu, konserve, reçel, marmelat, pekmez ve kurutma teknolojilerinin de hammaddesini oluştururlar.
İşte bu dersimizde bu kadar önemli bir yeri olan meyveciliğimizin Türkiye'deki yeri ve durumunu öğreneceğiz.

ÜLKEMİZDE MEYVE ÜRETİMİ

Türkiye'nin iklimi ve toprak yapısı pek çok meyve türünün üretilmesi için uygundur. Dünya üzerinde üretimi gerçekleştirilen bir çok meyve türü Ülkemizde de yetiştirilebilmektedir.
Bugün Türkiye'de 35 tür meyve yaygın olarak üretilmektedir. Üzüm, Elma, Zeytin ve Portakal en fazla üretilen meyvelerdir. Çilek, kivi, ahududu ve böğürtlen gibi meyvelerin üretiminde ise hızlı bir artış olmaktadır. 2000 yılı tahminlerine göre meyve üretimimiz 13 milyon tonu geçmektedir.
Son yıllarda ülkemizde yetiştirilen meyvelerin hem miktarı hem de kalitesi yükselmektedir. Bir çok meyve türünde ihracat yapılarak Ülkemiz döviz kazanmaktadır. Son yıllarda özellikle Kirazda Avrupa'da "Türk Kirazı" imajı yaratılmıştır.
Meyve miktar ve kalitesinin artmasında çiftçimizin tekniğine uygun yetiştiricilik yapmasını öğrenmesinin büyük payı vardır.
Modern meyveciliğin gereklerini yerine getirmek hem üreticilerimize hem de Ülkemize önemli kazançlar sağlayacaktır. Bu sayede;
- Ağaçlar erken yaşta verime yatar.
- Her yıl düzenli ürün alınır.
- Dekara daha fazla ağaç dikilerek dekardan çok ürün alınır.
- Budama, ilaçlama ve hasat gibi işlemler daha ucuz ve kolay yapılır.
- Bahçelerde hastalık ve zararlıların kontrolü daha kolay ve etkili yapılır.
- Kaliteli meyve oranı artar ve daha yüksek kar elde edilir.
- Maliyet azalır.
Modern meyveciliğin başlangıcı çeşit, anaç ve fidan seçimine kadar uzanır. İç ve dış pazar isteklerine uygun çeşitlerle tek türden kapama bahçe kurulması tavsiye edilmektedir. Dünyada yaygın olarak kullanılan ve son 10 yıldır Ülkemizde de yaygınlaşan bodur anaçlar tercih edilmektedir. Ülkemizde son yıllarda özellikle Elma, Armut, Ayva, Kiraz, Vişne, Erik ve Şeftalide bodur anaç kullanılması hızla yaygınlaşmaktadır.
Üretilen ürünlerin hasat, taşıma, ambalajlama ve depolamada dikkatli davranılarak, kalitenin bozulmaması sağlanmalıdır. Hasattan sonra hemen pazara sunulmayacak ürünler ön soğutma yapıldıktan sonra depoya konmalıdır. Depolamada Kontrollü Atmosfer depoları tercih edilmelidir.

Meyvecilik
Fidan Yetiştirme ve Aşılama Tekniği








GİRİŞ
Meyvecilik, tarımın uzun zaman alan bir dalıdır. Meyveciliğin temelini oluşturan fidan önemli bir yer tutar. Bu yüzden, iyi bir meyve yetiştiriciliği için iyi fidan gereklidir. İsmine doğru, virüsten ari, kaliteli fidanlarla tesis edilecek olan meyve bahçeleri karlı yetiştiricilik için ilk adımdır. Bunun için sertifikalı fidan üretimine öncelik vermek gerekmektedir. Sertifikalı fidan üretimi ile üretilen fidanların pazarlanmasında da birçok kolaylıklar bulunmaktadır. Ülkemizde her yıl 38 milyon civarında meyve fidanı üretilmektedir. Bu miktarın 5 milyon kadarı kamu kurum ve kuruluşları, kalan 33 milyon fidan ise özel kişi ve kuruluşlar tarafından üretilmektedir.
Ülkemizde fidan yetiştirme sistemleri, ilgili tüm üretim faaliyetlerinin bir bütün olduğu şekilde uygulanmaktadır. Yani bir fidanlıkta tohumdan aşılı fidan elde edilmesine kadar tüm faaliyetler yapılmaktadır. Bazı durumlarda ise sadece çöğür üretimi gibi özel üretim yapan ihtisaslaşmış işletmeler de mevcuttur.

SERTİFİKALI FİDAN
Sertifikalı fidan kullanmanın önemi
Modern ve karlı bir meyveciliğin temeli fidancılıktır. Fidan seçiminden dikim tekniğine kadar gösterilecek titizlik karlı bir yetiştiricilik için şarttır. Yetiştirici bahçesinde kullanılacak fidanı, anacını ve kaleminin menşeini bilmesi, bu bahçeye uygulayacağı bakımla da yakından ilgilidir. Bu bakımdan sertifikalı fidan kullanımı büyük bir önem arz etmektedir..
Fidan sertifikasyonu
Ülkemizde fidan sertifikasyonu ve sertifikalı fidan üretimi ile ilgili esaslar 5 Ocak 1997 tarih ve 22868 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “Fidanların Sertifikasyonuna ait Genel Esaslar Tebliği” ne göre uygulanmaktadır.
Buna göre sertifikalı meyve, asma çeşit damızlığı, anaç damızlığı, fidan üretim materyali ve fidan üretici belgesi verilecek fidancılarda aranan şartlar bu yönetmeliğin 20. Maddesinde şöyle belirtilmiştir:
a) Yetiştirici çeşit-anaç damızlığı veya fidanı üretimi için yeterli bilgi ve beceriye sahip olmalıdır,
b) Yetiştirici yeterli alet ve ekipmana ve araziye sahip olmalı veya uzun süre kiraladığını belgelemelidir.
Bu şartları taşıyanlar bulundukları yerin Bakanlık İl Müdürlüklerine müracaat edip fidan üretici belgesi alıp, üretime başladıktan sonra da gerekli işlemleri yerine getirirler.
Yine bu yönetmeliğe göre, fidanların “SERTİFİKALI“ sertifikası verilebilmesi için o fidana ait çeşit damızlığı ve anaç damızlığı fidan üretim materyalinin de “SERTİFİKALI“ sertifikasına haiz olması gereklidir.
Fidan seçiminde dikkat edilecek hususlar:
· Seçilecek fidanın sertifikalı olup olmadığına dikkat edilmeli, bu yüzden mutlaka üzerinde etiket olan fidanlar tercih edilmelidir.
· Kökleri açıkta kalmış, kazık kökleri yaralanmış, fidanlar alınmamalıdır.
· Saçak köklerin iyi gelişmiş olmasına dikkat edilmelidir.
· Gözleri uyanmaya başlamış, fidanlar alınmamalıdır.
· Aşırı ince ve aşırı kalın gövdeli fidanların toprakta tutumu güç olacağından, bu tür fidanlar tercih edilmemelidir.
· Fidan alınırken aşı yerine çok dikkat etmek gerekir. Mutlaka anaç ile kalemin kaynaşma yerini görmemiz ve aşılı olduğuna ikna olmamız gerekir.
· Alacağımız fidanın kökünde ur, gövdesinde kabuklu bit ve benzeri hastalık ve zararlılar olmamalıdır.
Bu bölümde meyve fidan yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılan üretim teknikleri hakkında yeni tekniklerin de eklenmesiyle pratikte uygulanması önerilen bilgilere değinilecektir.
FİDANLIK YERİNİN SEÇİMİ
Fidanlık, fidan talebinin yüksek olduğu, yani meyveciliğe uygun olan yerlerde kurulmalıdır.
Fidanlık yeri için rüzgarlardan korunmuş mevkii seçilmelidir.
Sulama suyu yeterli ve sulamaya uygun olmalıdır. Toprak hafif süzek ve fidan yetiştiriciliğine uygun yapıda olmalıdır. Fidan üretilecek arazi hafif meyilli ve drenajı uygun olmalıdır.
Taban suyu problemi olmamalıdır. İlkbahar geç ve sonbahar erken donları aşı ve sürgünleri etkileyecek şiddette olmamalıdır.
Fidan üretiminde kullanılacak her türlü materyal ve işgücü temini için ulaşım kolay olmalıdır.
Fidanlık toprağı her türlü hastalık ve zararlılar bakımından temiz olmalıdır. Bunun için üretim öncesi toprak hastalık ve zararlılar bakımından tahlil edilmelidir.
Fidanlık planlaması ve parselasyonu yapılmalıdır.

FİDANLIK YERİNİN HAZIRLANMASI VE PARSELASYONU
Fidanlık yeri seçiminden sonra, seçilen yerin daha önceden değerlendiriliş şekline bağlı olarak uygun bir şekilde sürülür. Yine gerekli ise tesviye işlemleri yapılır. Toprak analiz sonuçlarına göre gereken bitki besin maddeleri verilir. Ana sulama ve drenaj sistemlerinin alt yapısı planlanır ve uygulanır.
Tüm bu işlemler tamamlandıktan sonra fidanlık parselasyonuna geçilir. Bir fidan parselasyonunda aşılı fidan parseli, tohum tavaları, çöğür şaşırtma parseli, çöğür parseli gibi belirli aralıklarla yer değiştiren parseller yanında daha uzun sürelerde yer değiştiren klon anaç damızlığı, çöğür anaç damızlık parselleri bulunur. Yumuşak çekirdekli meyveler çeşit damızlığı, sert çekirdekli meyveler çeşit damızlığı bulunur.

Basit bir fidan parselasyonu
Bunun yanında fidanlık kurulacak yerin planlaması yapılırken işletme binası, evler, yemekhane, yollar, gübrelik, makine parkı, fidan hendekleme ve satış yeri gibi tesislerin ihtiyaca cevap verebilecek büyüklükte olması gerekmektedir.

FİDANLIKLARDA MÜNAVEBE (BİTKİ ROTASYONU)
Fidan sökülen yere aynı cins fidan dikmek uygun değildir. Genel olarak elma, armut, ayva gibi yumuşak çekirdekli meyveler ve erik, kayısı, kiraz ve şeftali gibi sert çekirdekli meyveler aynı parsele münavebeli olarak dikilebilir. Fidan sökülen yere yonca, fiğ, korunga gibi yem bitkisi ekmek hem toprağın dinlenmesini sağlar ve hem de toprağı azot bakımından zenginleştirir.
FİDAN ÜRETİM YÖNTEMLERİ
Tohumla Üretim (Anaçların Yetiştirilmesi)
Modern meyvecilikte meyve tohumları ya yabani ağaçların tohumlarından elde edilen çöğürler ya da seçilmiş klon anaçlarının üzerine aşılanarak yetiştirilir. Bu amaçla anaç damızlıklarının bulunması gerekmektedir.
a) Tohum tavalarının hazırlanması: Yabani ağaçların tohumlarından elde edilen çöğürler 80 cm eninde ve 5 m boyunda tohum tavalarında yetiştirilirler. Tohum tavaları;
· Dekara 4-5 ton yanmış çiftlik gübresi ile gübrelenir
· Gübrenin toprağa karıştırılması için sürülür,
· Diskaro, tırmık, freze gibi İkileme aletleri ile düzeltilir,
· Çıkış öncesi yabancı otlara karşı ilaçlama yapılır,
· Tohum tavalarına ilaçlamadan yaklaşık 15-20 gün sonra ekim yapılır.
· Hazırlanan tohum tavalarının kendi kalınlıklarının 2 katı kadar derinliğe sıravari ekim yapılır.
b) Çöğürlerin aşı parseline aktarılmaları: Hendekleme yerlerinde sulanan çöğürler ilkbaharda aşı parseline şaşırtılır. Aynı çeşitler aynı büyüklük ve kalınlıkta olan çöğürler beraber dikilir. Böylelikle parseldeki çöğürler aynı zamanda aşıya gelirler. Bu da yetiştiricilik açısından kolaylık sağlar. Çöğürlerin dikim aralıkları sıra üzeri 25 - 35cm; sıra arası ise 80 - 100 cm olmalıdır. Çöğürlere dikimden hemen sonra can suyu verilmelidir.
c) Çöğürlere aşı parselinde uygulanan işlemler: Can suyundan sonra sulamalardan ve aşırı yağışlardan sonra oluşacak olan kaymak tabakasını kırmak için çapalama yapmak gereklidir. Bu işlem, hem kaymak tabakasının kırılmasını sağlayacak hem de oluşmuş olan yabancı otların ortadan kaldırılmasını sağlayacaktır. İki çapa bir su yerine geçer sözü fidancılıkta daha fazla hissedilebilir.
· Çöğürlerde kırmızı örümcek, yaprak biti, külleme, göz kurtları gibi hastalık ve zararlılarla mücadele yapmak gerekecektir.
· Aşı parselinde bitkileri, biran evvel aşı kalınlığına getirmek için sulama büyük önem arz eder. Sulamayı aksatmamak ve bitkiyi su stresine sokmamak gerekmektedir Bunun yanında aşırı sulamanın kök çürüklüklerine yol açacağını unutmamak gerekir.
· Gübreleme fidancılık için önemli bir konudur. Özellikle azotlu gübrelerle çöğürlerin daha hızlı gelişmesi teşvik edilmiş olacak ve çöğürlerin aşı kalınlığına gelmesi daha da hızlanacaktır. Gübreleme hem sulama suyuyla hem de çöğürlerin dibine toprak yapısına göre Azotlu gübrelerle dekara 15-18 kg hesabıyla gübreleme yapılmalıdır. Çöğürler bölge şartlarına göre yaz aylarında durgun T göz aşısı yapılmalıdır. Eğer çöğürlere sürgün göz aşısı geç yapılacak olursa göz sürüp fazla gelişmeden kışa girer ve kış soğuklarından etkilenebilir. Bu yüzden kışı sert geçen yerlerde durgun T göz aşısı yapılmalıdır.
d) Fidanlara aşı parselinde uygulanan işlemler: Aşılama döneminden sonra bitkiye sulama, çapalama, mücadele gibi işlemler yapılır. Fidanlıklarda aşı yapmadan önce çöğürler 3-4 gün öncesi bolca sulanmalıdır. Bu çöğürün aşı için iyi kabuk vermesini sağlar. Yine kalem alacağımız bitkilerde bir hafta öncesi bolca sulanmalıdır. Bu da kalemin iyi kabuk (göz) vermesini sağlayacaktır. Aşılama işlemi bittikten sonra sulama, çapalama ve mücadele işlemlerine devam edilmelidir. Yalnız unutulmamalıdır ki aşı parsellerinde salma sulama birinci tercih olmalıdır. Yağmurlama sulamalardan mümkün mertebe kaçınılmalıdır. Kış sonunda veya erken ilkbaharda aşı yerinin hemen üzerinden ters istikamette meyilli olarak çöğür kısmı kesilir ve aşı bağı çözülür veya aşı bıçağı ile kesilir. Bitkilerde faaliyet başlayınca gözler patlar ve sürmeye başlar. Bu sürmeyle beraber çöğür üzerinde de filizler çıkmaya başlar. Bu filizleri kopartıp atmak gerekir.
Bu arada aşılı fidanın daha iyi gelişebilmesi için sulama, çapalama ve mücadele işlemlerine devam edilmesi gerekmektedir. Sonbaharda fidanlar yaprak dökünce yerlerinden sökülür. Fidan söküm döneminde toprağın tavlı olması gerekmektedir. Bu hem fidanın kolay sökülmesini hem de köklerin zedelenmeden çıkmasını sağlar. Sökülen fidanlar kök ve tuvalet budaması yapıldıktan sonra tür, çeşit ve boylarına göre etiketlenip hendeklenir. Hendekleme yerinin kumsal olması hem fidan nakli hem de üretici için kolaylık sağlar.
Aşı ile Üretim
Aşılama nedir?
Aşılama iki bitki parçasını bir bitkiymiş gibi kaynaşarak ve büyümelerine devam edecek şekilde birleştirme tekniğidir.
Yeni bitkinin üst kısmını meydana getirecek olan kısmına kalem, kökünü meydana getirecek alt kısmına anaç denir.
Aşılamanın amaçları nelerdir?
· İsmine doğru fidan üretimi
· Diğer yollarla çoğaltılamayan çeşitlerin ortadan kalkmasına engel olmak
· Erken meyveye yatmayı sağlamak
· Bazı anaçların özelliklerinden yararlanmak (Örneğin bodur anaçlar, farklı toprak tiplerine uygun anaçlar)
· Çeşit değiştirmek
· Ağacın zarar gören kısımlarının tamiri
· Virüs testi
Aşı çeşitleri nelerdir ?
Göz aşıları ve kalem aşıları olmak üzere ikiye ayrılır.
I. Göz aşısı
Küçük bir kabuk parçası ile bunun üzerinde tek bir göz ile yapılan aşılara göz aşısı denir. Yongalı göz aşısında, kabuk parçasının altında odun dokusu bulunur.
Göz aşısı ne zaman yapılır?
· Sonbahar göz aşısı (Durgun göz aşısı)
· İlkbahar göz aşısı (Erken sürgün aşısı)
· Haziran göz aşısı (Geç sürgün aşısı)
Göz Aşısı Metotları
a) T göz aşısı: 6 mm ile 2.5 cm arasındaki çapa sahip anaçlara büyüme devresinde uygulanır. Aşı topraktan 5-25 cm yükseklikte yapılır. Anaç T şeklinde kesilir. Göz ise kalkan şeklinde odunlu ve odunsuz olarak kesilir ve anaçta açılan T içerisine yerleştirilir. Aşı yeri rafya ile hava almayacak şekilde bağlanır. Aşı bağı 15-20 gün sonra kesilir.
b) Ters T aşısı: Yağmurlu bölgelerde yağmur sularının açılan T içerisine girmemesi ve enfeksiyon oluşmaması için ters T aşı metodu uygulanabilir.

c) Yama göz aşısı: Dikdörtgen biçimindeki bir kabuk parçasının anaçtan kesilip çıkarılması (üzerinde bir göz bulunan) ve kalem üzerinde aynı büyüklükte bir kabuk parçasının çıkartılıp yerine anaçtan kesilen ve bir göz ihtiva eden parçanın anaç üzerine yerleştirilmesi şeklinde olur. Genellikle T göz aşısının başarısız olduğu tür ve çeşitlerde uygulanır. Bu aşıda başarılı olmak için, gece ve gündüz ısı farkının az olduğu dönemler seçilmelidir. Aşı çabuk yapılıp, çabuk bağlanmalıdır.
d) Flüt göz aşısı: Yama göz aşısına benzer. Farkı, çıkartılan kabuk parçasının gövdeyi hemen tamamen saracak şekilde büyük olmasıdır.
e) Yongalı göz aşısı: Bu aşı metodu ilkbaharda büyüme başlamadan önce veya yaz aylarında su noksanlığı veya başka bir sebeple büyümenin durduğu hallerde kabuğun odundan kolayca ayrılmadığı zamanlarda yapılır. En önemli nokta, anaçta açılan T’ye yongalı gözün çok iyi yerleştirilmesi ve çok iyi bağlanmasıdır.
II. Kalem Aşıları
Taze kesilmiş anaçla, taze kesilmiş kalemin kambiyum bölgelerinin üst üste gelecek şekilde sıkıca temas ettirilerek, anaçla kalem arasında bir bağlantı kurularak yeni bir bitki meydana getirilmesidir. Bu tür aşılara kalem aşıları denir.
Kalem Aşısı Metotları
a) Yarma aşı: Küçük ağaçların gövdelerinde veya büyük ağaçların ana dallarında çeşit değiştirmeye uygun olan bir aşı tekniğidir.
b) Kakma aşı: Yarma aşının yerine kullanılabilir. Kakma aşı çeşit değiştirmelerde özellikle 7.5-10 cm veya daha kalın çaplı dalların aşılanmalarında kullanışlıdırlar. Genellikle her ana dala 3 kalem aşılanır.
c) Dilcikli aşı: Bu aşının yapılabilmesi için anaç ve kalem aynı kalınlıkta olmalıdır. 0.6-1.2 cm çapındaki anaçların aşılanmasında uygulanması kolaydır. Gereken şekilde yapıldığı takdirde, başarı oranı çok yüksektir. Çabuk kaynar ve kuvvetli bir birleşme meydana getirir.
d) Kenar aşı: Kalemin kendinden kalın anacın yan kısmına yerleştirilmesi şeklinde yapılır.
Aşı macunları: Kalem aşılarının yapılmasından sonra aşı bölgesi aşı bağı ile bağlandıktan sonra aşı macunu ile kapatılmalıdır. En fazla kullanımı olan aşı macunları iki çeşittir. Bunun yanında ticari olarak üretilip satılan kaliteli macunlar bulunmaktadır.
Aşı Macunları:
· Aşı bölgesini kapatarak su kaybını önler
· Aşı bölgesinin dış etkenlerden zarar görmesini engeller.
Sıcak macunlar:
Kullanılan materyal:
· Zift 500 gr
· Balmumu 500 gr
· İçyağı (eritilip süzülmüş) 300 gr
· Elenmiş ince odun külü 125 gr
· Balık tutkalı 42 gr
Hazırlanışı: Zift ile balmumu ufak parçalara ayrılıp bir kap içersinde ve alevsiz ateş üzerinde ısıtılarak eritilir. Diğer bir kapta içyağı yine ateş üzerinde eritilir ve sonra zift ile balmumu eriğine katılır. Bunların üzerine ince elenmiş odun külü dökülüp iyice karıştırılarak ısıtılmaya devam edilir. Kaplara dökülür. Macun soğuyunca katılaşır. Kullanılacağı zaman yumuşaması için ısıtılması gerekir. Ancak, macunu çok sıcak olarak kullanılmamasına dikkat edilmelidir.
Soğuk macunlar: Soğuk macunlar, hazırlandıktan sonra ısıtılmaya gerek kalmadan yumuşaklığının koruyan macun çeşididir.
Kullanılan materyal:
· Ham reçine (çam sakızı) 2 kg
· Bezir yağı 20 gr
· Balmumu 100 gr
· Mavi ispirto 300 gr
Hazırlanışı: Çam sakızı ateşte eritilir, buna bezir yağı ve balmumu katılır. İyice karıştırılıp eritildikten sonra ateşten indirilerek soğuması beklenir. Sonra yavaş yavaş karıştırılarak ispirto ilave edilir.

DALDIRMA İLE ÜRETİM
Göz ve kalem aşılarından sonra fidan üretiminde kullanılan diğer bir metot da daldırma yoluyla üretimdir.
Daldırma: Ana bitki ile bağlantısı kesilmemiş bir gövde parçası üzerinde köklerin oluşmasıdır. Köklenen gövde sonradan ana bitkiden, kendi kökleri üzerinde büyüyen yeni bir bitki elde etmek için ayrılır. Daldırmada kök oluşumu için iyi bir toprak nemine, iyi havalanmaya ve köklenme bölgesinde orta bir sıcaklığa ihtiyaç vardır. Daldırmanın önde gelen üstünlüğü, bitkilerin bu metotla köklendirilmesinde başarılı olunmasıdır. Çelikle kolayca çoğalmayan birçok klonlar, bitkilerin kendi kökleri üzerinde büyümesine imkan veren daldırma metodu sayesinde köklendirilebilmektedir. Ancak daldırmada belirli sayıdaki anaçtan elde edilecek bitki sayısı, çelikle göz veya kalemden elde edilecek bitki sayısından azdır.
Bazı durumlarda daldırma ile yetiştirilen bir bitki, çelikle yetiştirilen bir bitkiye oranla daha kısa zamanda belli bir büyüklüğe ulaşmaktadır.
Daldırma Metotları
a) Uç daldırması: Uç daldırmasında köklenme, bükülerek toprağa sokulan sürgün uçlarında meydana gelir. Bu metot siyah ve mor ahududuların karakteristik üretim metodudur.
b) Adi daldırma: Bir dalın toprağa doğru bükülmesi, toprağa gelen yerinin toprakla veya torf ile örtülmesi ve ucunun topraktan çıkarılmasıyla yapılır. Genel bir kural olarak, bir yaşından daha yaşlı olan sürgünler daldırma için uygun değillerdir.
c) Yılankavi daldırma: Adi daldırmaya benzer farkı dalın bir kısmının gömülmesi, ondan sonraki kısmının toprak yüzeyine çıkarılması, sonraki kısmının tekrar gömülmesidir. Genellikle dalın alt kısmı bıçakla çizilir veya bilezik alınır. Adi daldırmada olduğu gibi toprakla örtülür. Her gömülen kısımda kökler oluşur. Bu metot Muscat üzüm çeşidi gibi uzun kolay eğilip bükülebilir sürgünleri olan bitkilerin çoğaltılmasında kullanılır.
d) Hava daldırması: Bitkilerin kabuğundan bilezik alınmış veya kabuğu bıçakla yarılmış ve bu yaralanan kısımları nemli bir köklendirme materyali ile havai kısımlarda kökler oluşur.
e) Tepe daldırması: Tepe daldırması, bir bitkinin dinlenme mevsiminde tepesinin toprak seviyesinde kesilmesinden sonra yeni gelişen sürgünlerin dip tarafının bu kısımlarında köklenmenin hızlanmasını sağlamak amacıyla, toprakla örtülmesi işlemlerini içerir.
f) Hendek daldırma: Hendek daldırması bir bitki veya dalın bir hendeğe yatırılması ve çıkan sürgünlerin etrafına toprak doldurulmasından ibarettir. Çıkan bu sürgünlerin diplerinde kökler oluşur.
Bu metot ile;
· Uzun yıllar kullanılacak olan ana bitki dikilmesi 30-45 derece açı ile yatık olarak sıra üzerine 45-50 cm arayla dikilir. Sıralar arasında 120-150 cm mesafe bırakılır.
· Büyüme başlamadan hemen önce bitki, hazırlanan hendeğin içine yatırılır. Sürgünlerden hafifçe uç alınır. Zayıf dallar kesilip atılır.
· Yeni sürgünlerin diplerine zaman zaman toprak yığılır.
· Mevsim sonunda yığılan toprak açılır ve köklenen sürgünler ana bitkiden çıktığı yerden kesilir.
· Köklenmemiş sürgünler, ertesi yıl köklendirilmek üzere yerlerinde bırakılır.
· Hendek daldırmasında sürgün üzerinde bulunan tomurcuklardan çıkan sürgünler toprağı delerek yukarı çıkar. Bunların diplerinde kökler oluşur. Bu işleme devamlı daldırma da denir.

ÇELİKLE ÜRETİM
Çelikle çoğaltmada bir dal parçası, bir gövde veya bir yaprak-dal, ana bitkiden kesilir. Kesilen bu dal parçası (3-4 göz içeren) kök ve sürgün yapımına zorlanmak amacıyla köklendirme ortamına konur. Yapılan bu işlemler, çelik alma ve köklendirme faaliyetlerini içerir.
Çelikle üretimde yeni bitki, ana bitkinin tüm özelliklerini taşır.
Çelikle üretimin avantajları
· Birim alandan çok sayıda bitki, elde etme imkanı mevcuttur.
· Bu çoğaltma metodu ucuz, kolay, çabuk ve basit olup, özel teknik istemez.
· Uyuşmazlık, aşı noktasında kaynamama sorunu gibi sorunlar çelikle üretimde söz konusu değildir.
· Bir örnek bitkiler elde etmek mümkündür.
· Elde edilen bitkiler ana bitkiyle aynı özelliklere sahiptir.
Çelik tipleri
a) Odun çelikleri:
Odun çelikleri kolay hazırlanır. Çabucak bozulmazlar. Gerektiğinde, emniyetle uzak mesafelere gönderilebilirler. Çoğaltma materyali olarak kullanılacak olan odun çelikleri sıhhatli, kuvvetli ve güneşte büyüyen bitkilerden alınmalıdır. Çelik yapılacak bitkilerin sürgünlerinin boğum araları anormal uzun veya sık olmamalıdır. Obur dallar ile küçük ve zayıf büyüyen dallar çelik materyali olarak kullanılmamalıdır. Odun çeliklerinin uzunlukları 10-30 cm arasında değişir. Alınan çelikler (Kış dinlenme döneminde) perlit, kum, torf gibi köklendirme ortamlarına çeliğin yarıya yakın bir kısmı sokularak (1-2 göz) sıcaklık ve sulama imkanları dikkate alınarak köklenmesi sağlanır. Köklendirme ortamına konulmadan önce hormonla muamele edilirse köklenme nispeti iyi olur. Yine köklendirme ortamına konulan çeliklerde bitkinin kök oluşacak bölgesinde 18-20 0C'lik bir sıcaklık, köklenmeyi olumlu etkileyecektir.
Köklendirme ortamına konulan çeliklere sis şeklinde nem sağlamak faydalı olacaktır.
b) Yeşil çelikler:
Büyüme dönemi içinde ilk sürgünlerin yaklaşık 30 cm olduğu dönemden başlayarak, yaprakların dökülmesine kadar olan dönemde oluşan sürgünlerden elde edilen çeliklere yeşil çelik denir. Bu dönemde alınan çeliklere hormon uygulaması yapılır. Yeşil çelikler sisleme yapılarak nem düzeyinin % 90 civarında olduğu ortamlarda köklendirilir. Köklendirme ortamına konulan çelikler yapraklı ise, yaprak alanını azaltmak gerekecektir. Çelik boyu odun çeliklerinde olduğu gibi 10-30 cm olmalıdır. Köklendirme ortamına konulan tüm çeliklerde kök çürümesi gibi sıkıntılara karşı aşırı sulamadan kaçınmak gerekecektir. Köklenen çelikler tüplenip alıştırma ortamına konulup, belli bir süre bekletildikten sonra dış ortama rahatlıkla konulabilir.



meyveciyiz@mynet.com

Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın